Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 79-83, 2002

 

 

 

Alman çoban köpeğinde articulatio temporomandibularis ve çiğneme kaslarının anatomisi*

 

Murat KABAK

 

Mustafa Kemal Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı, Hatay

 

 

Özet: Alman çoban köpeğinde articulatio temporomandibularis’in morfolojik yapısının belirlenmesinin yanısıra, çiğneme unsurları ile ilgili kapsamlı bir incelemenin bulunmayışı, çalışmanın amacını oluşturdu. Araştırma 8 adet ergin Alman çoban köpeği başında yapıldı. Eklem ve discus articularis’in histolojik olarak incelenmesi için 4 adet baş kullanıldı. Diğer başlarda çiğneme kasları ve eklemin makroskobik bulguları incelendi. Eklemin kemiksel yapısını oluşturan caput mandibulae ve fossa mandibularis’in latero-medial yönde olduğu görüldü. Temporomandibular eklemi bağımsız iki boşluğa ayıran discus articularis’in eklem kapsülüne ve fissura petrotympanica’ya (Glaser yarığı) bağlandığı tespit edildi. Fibröz yapıda olan discus articularis’te elastik lifler de saptandı. Discus articularis’in kan damarı içerdiği belirlendi. Çiğneme kaslarından musculus masseter’in üç, m. temporalis’in iki parçalı, m. pterygoideus lateralis ve m. pterygoideus medialis’in ise bütün bir kas olduğu gözlendi. Sonuç olarak, yapılan çalışmayla Alman çoban köpeğinin articulatio temporomandibularis ve çiğneme kaslarının morfolojik detayları ortaya konmuştur.

Anahtar kelimeler: Articulatio temporomandibularis, çiğneme kasları, discus articularis, mandibula

 

The anatomy of the  articulatio temporomandibularis and masticatory muscles of the German shepherd dog

 

Summary: The objective of the study was to establish the morphologic structure of temporomandibular joint in German shepherd dog due to the fact that there was no detailed research on the masticatory elements.  In the study, 8 German shepherd dogs were used. Four heads were used to examine the joint and discus articularis histologically. The other heads were used for macroscopic examination of the masticatory muscles and the joints. It was seen that the orientations caput mandibulae and fossa mandibularis, which form the bone structure of the joint were in latero-medial direction. It was established that the joint divided in two comparments by discus articularis, which was connected to the capsula articularis and petrotympanic fissure. Discus articularis was fibrous structure and elastic fibres were seen rarely in disc.  Discus articularis included blood vessels. The masticatory muscles were found to include four muscles. Musculus masseter was divided into three parts, m. temporalis was divided into two parts, whereas, m. pterygoideus lateralis and m. pterygoideus medialis were single parts. Consequently, morphologic details of temporomandibular joint and masticatory muscles in the German shepherd dog were utilized by the present study.

Key words: Articulatio temporomandibularis, discus articularis, mandibula, masticatory muscles

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 85-88, 2002

 

 

 

Kedi ve köpek korpus siliyaresinde bağ doku mast hücreleri ve farklı boyanma özellikleri

 

Ziya ÖZCAN

 

Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı, Ankara

 

 

Özet: Bu çalışma kedi ve köpeğin korpus siliyaresinde bağ doku mast hücrelerinin varlığını ve granül yapılarını ortaya koymak amacıyla yapıldı. Bu amaçla nötür formolde tespit edilen gözlerden alınan kesitlerin bir bölümü bağ doku mast hücrelerinin varlığını ortaya koymak amacıyla metakromazi için toluidin blue ile boyandı. Diğer kesitler ise bağ doku mast hücre granüllerinin farkını ortaya koymak amacıyla methylgreen-pyronin yöntemiyle boyandılar. Toluidin blue ile boyamada her iki hayvan grubunda korpus siliyarede çok seyrek bağ doku mast hücrelerine rastlandı. Methylgreen–pyronin ile boyama sonucunda kedi korpus siliyaresinde bağ doku mast hücre granülleri kırmızı renge, çekirdekleri de soluk maviye boyandı. Bunlar mast hücresine özgü tipik yapıları ile farkedildiler. Köpek korpus siliyaresinde ise bağ doku mast hücreleri methylgreen–pyronin ile boyanmadılar. Sonuçta, köpek ve kedi korpus siliyaresinde çok seyrek bağ doku mast hücreleri varlığı ortaya kondu ve kedi bağ doku mast hücrelerinde granüllerin methylgreen–pyronin ile kırmızıya boyandığı köpeklerinkinin ise boyanmadığı görüldü. Bu nedenle iki hayvan grubunda korpus siliyare bağ doku mast hücre granül içeriklerinin farklı olabileceği ortaya kondu.

Anahtar kelimeler: Bağ doku mast hücresi, kedi, korpus siliyare, köpek

 

Presence and different staining properties of connective tissue mast cells in corpus ciliare of cat and dog

 

Summary: This study was carried out to investigate the presence and granule structure of connective tissue mast cells in the corpus ciliare of cat and dog. In order to demonstrate the presence of connective tissue mast cells, some of the tissue sections in neutral formalin were stained metachromatically with toluidine blue. Other tissue sections were also stained with methylgreen-pyronin method to demonstrate the different mast cell granules. During staining with toluidine blue, very rare connective tissue mast cells were found in the corpus ciliare of both animal groups. After staining with methylgreen-pyronin, the connective tissue mast cell granules were stained in red and mast cell nucleus in pale blue in the cat corpus ciliare. These were noticed by the typical structure to mast cells. In the dog corpus ciliare, connective tissue mast cells were not stained with methylgreen-pyronin. As a result, presence of very rare connective tissue mast cells in the corpus ciliare of cat and dog were demonstrated. Also, it was observed that the granules in the cat connective tissue mast cells were stained in red by methylgreen-pyronin, in contrast, the granules in the dog connective tissue mast cells were not stained. These results indicated that the granule structure of connective tissue mast cells in the corpus ciliare of these two animal groups could be different.

Key words: Cat, connective tissue mast cell, corpus ciliare, dog

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 89-94, 2002

 

 

 

Subklinik mastitisli süt ineklerinde meme içi levamizol uygulanmasında süt ve kanda glutasyon peroksidaz, süperoksit dismutaz, alkalen fosfataz ve immunoglobulin G Düzeyleri*

 

Gül YARIM1, Berrin SALMANOĞLU2

 

1 Kırıkkale Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Biyokimya Anabilim Dalı, Kırıkkale; 2 Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Biyokimya Anabilim Dalı, Ankara

 

 

Özet: Bu çalışma subklinik mastitisli ineklere, immunomodulatör etkisi olduğu bilinen levamizolün meme içi uygulanmasının, kan ve sütte glutatyon peroksidaz (GSH-Px), süperoksit dismutaz (SOD) aktiviteleri ve alkalen fosfataz (ALP) ve immunoglobulin G (IgG) düzeyleri üzerindeki etkisinin belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın materyalini, 4-5 yaşlı 40 Holstein ırkı inek oluşturmuştur. Deneme ve kontrol grubunun belirlenmesi, sütte Kaliforniya mastitis test (California mastitis test-CMT) ve somatik hücre sayımı (somatic cell count-SCC) sonuçlarına göre yapılmıştır. CMT (-) ve SCC < 300.000 olan 20 inek kontrol grubunu, CMT (+) ve SCC > 300.000 olan 20 inek ise deneme grubunu oluşturmuştur. İneklerden levamizol uygulaması öncesi kan örnekleri vena jugularis’ten 10 ml, süt örnekleri ise her bir ineğin iki meme lobundan 20 ml alınmıştır. Kanlar 3000 rpm’de 10 dakika santrifüj edilmiş ve serumları ayrılmıştır. Sütlere 1ml %0,3’lük peynir mayası eklenip, 37∞C’lik su banyosunda 20 dakika bekletilerek pıhtı oluşumu sağlanmış ve 80 dakika sonra pıhtı çizilerek süt serumları ayrılmıştır. Kan ve süt serumlarında GSH-Px aktivitesi fotometrik SOD ile ALP aktivitesi spektrofotometrik, IgG düzeyi radial immunodiffüzyon yöntemiyle ölçülmüştür. İneklere 6 gün boyunca, sabah  sağımdan  sonra  meme içi  20 ml %4’lük levamizol uygulanmıştır. Uygulama periyodu sonunda kan ve süt örnekleri toplanarak, uygulama öncesi yapılan analizler tekrarlanmıştır. Levamizol uygulaması öncesinde, subklinik mastitisli ineklerin kanında GSH-Px, SOD, ALP aktiviteleri ile IgG düzeyleri sırası ile 0,67 nmol/NADPH+H+/dak/mg-prot, 4,85 U/g-prot, 124,1U/L ve 27g/L olarak tespit edilmiştir. Uygulamadan sonra ise sırası ile 0,60 nmol/NADPH+H+/dak/mg-prot, 3,87 U/g-prot, 124,4 U/L ve 27g/L olarak bulunmuştur. Süt serumunda ise bu parametrelere ait değerlerin, uygulama öncesinde sırasıyla 0,78 nmol/NADPH+H+/dak/mg-prot, 21,5 U/g-prot, 591 U/L, 0,38 g/L, uygulama periyodu sonrasında ise sırası ile 0,22 nmol/NADPH+H+/dak/mg-prot, 10,4 U/g-prot, 596 U/L, 0,45g/L olduğu belirlenmiştir. Subklinik mastitisli ineklerde meme içi levamizol uygulamasının süt serumunda GSH-Px, bunun yanında kan ve süt serumunda SOD aktivitesini düşürdüğü (GSH-Px için p£0.01; SOD için p£0.001) anlaşılmıştır. ALP aktivitesi ve IgG düzeyleri mastitisli grupta kontrolden yüksek bulunmuştur ve levamizol uygulaması, her iki parametrenin değer artışına neden  olmuştur.

Anahtar kelimeler: Alkalen fosfataz, glutatyon peroksidaz, immunoglobulin G,  levamizol, subklinik mastitis, süperoksid dismutaz

 

Glutathione peroxidase, superoxide dismutase, alkaline phosphatase and immunoglobuline G levels of blood and milk in cows administered intramammary levamisole with subclinical mastitis

 

Summary: This study was carried out in order to determine the activity of glutathione peroxidase (GSH-Px), superoxide dismutase (SOD), alkaline phosphatase and immunoglobuline G in blood and milk after administration of intramammary levamisole known as immunomodulatory substance. Forty Holstein cows, 4-5 years of constituted the material of study. Control and trial group were formed according to the results of California mastitis test (CMT) and somatic cell count (SCC). Twenty cows with CMT (-) and SCC < 300.000 defined as control group, CMT (+) and SCC > 300.000 were trial group. Ten ml of blood samples were collected from vena jugularis and 20 ml of milk samples from two mammary lobes were collected just before administration of levamisole. Blood samples were centrifuged at 3000 rpm for 10 minutes and serum were separated. One ml 0.3% were added, curt was formed by incubating in water bath for 20 minutes and after 80 minutes by scratching the curt milk serum was obtained. Analysis of GSH-Px activity is done by photometric, SOD activity, ALP levels by spectrophotometric and IgG levels radial immunodiffusion  method in blood and milk. Twenty ml 4% levamisole were administered to cows for 6 days on the mornings just after milking. After administration period same analysis were made to recollected blood and milk samples. Before levamisole administration, the activity of GSH-Px and SOD, alkaline phosphatase activities and immunoglobuline G levels of blood in cows with subclinical mastitis were 0,83 nmol/NADPH+H+/min/mg-prot, 4,85 U/g-prot, 124,1U/L ve 27 g/L, respectively. After administration period is as follows 0,60 nmol/NADPH+H+/min/mg-prot, 3,87 U/g-prot, 124,4U/L ve 27g/L. Values of these parameters in milk serum were 0,78 nmol/NADPH+H+/min/mg-prot, 21,5 U/g-prot, 591 U/L, 0,38 g/L respectively before levamisole administration, 0,22 nmol/ NADPH +H+/min/mg-prot, 10,4 U/g-prot, 596 Ug/L, 0,45 g/L, respectively after administration period. Intramammarial administration of levamisole decreases the GSH-Px activity of milk serum also SOD activity of blood and milk serum (p values for GSH-Px and SOD p£0.01 and p£0.001, respectively). In trial group ALP activity and IgG levels in blood and milk serum was higher than control group as p£0.01 and increased after levamisole administration.

Key words: Alkaline phosphatase, glutathione peroxidase, immunoglobuine G, levamisole, subclinical mastitis, superoxide dismutase

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 95-99, 2002

 

 

 

Kedilerde kronik böbrek yetmezliğinde kan nitrik oksit düzeyinin belirlenmesi

 

Meltem ŞİRELİ1, Aziz BÜLBÜL2, Murat GÜZEL3

 

1Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı, Ankara; 2Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı, Afyon; 3Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, İç Hastalıklar Anabilim Dalı, Ankara

 

 

Özet: Bu araştırma, kedilerde süregen (kronik) böbrek yetmezliği durumunda kan nitrik oksit düzeyindeki değişimlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 8-12 yaşlarında, 10’u sağlıklı (kontrol), diğer 10’u ise kronik böbrek yetmezliği olan toplam 20 erkek kedi kullanıldı. Süregen böbrek yetmezliğinin belirlenmesi amacıyla, bu hayvanlardan alınan kanda alyuvar sayımı, serumda üre ve kreatinin, idrarda ise özgül ağırlık ve toplam protein miktarı tespit edildi. Elde edilen sonuçlar sağlıklı hayvanların verileriyle karşılaştırıldığında serum üre ve kreatinin değerleri yüksek olanlar ile alyuvar sayısı ve idrarının özgül ağırlığı düşük bulunanlar kronik böbrek yetmezliği olan hayvanlar olarak kabul edildi. Her iki gruba ait serumlarda toplam nitrik oksit miktarları diazotizasyon (Griess reaksiyon) yöntemi kullanılarak belirlendi.  Kronik böbrek yetmezlikli gruba ait toplam nitrik oksit düzeyi, kontrol grubuna göre düşük bulundu (p<0.001).

Anahtar kelimeler: Kedi, kronik böbrek yetmezliği, nitrik oksit

 

The determination of blood nitric oxide levels in cats with chronic renal failure

 

Summary: The present study aims to determine the differences in the blood nitric oxide levels of cats in case of chronic renal failure. In the research, the number of male cats aging 8-12 years were made up 20 as ten of them the normal, healthy animals (control group) and the other ten those were unhealthy due to chronic renal failure. In order to define the cats with chronic renal failure, their blood and urine examinations were made to see any abnormalities in the number of erythrocytes in the amounts of serum urea, creatinine and urine total protein and also urine specific gravity. According to these measurements, the animals were accepted as unhealthy with chronic renal failure, which had higher amounts of serum urea and creatinine and lower values in the urine specific gravity and blood erythrocytes when compared to reference values of normal healthy cats. The total nitric oxide levels in the serum taken from two groups were measured by using diazotization method (Griess reaction). It is found that the mean of the total nitric oxide levels of cats with chronic renal failure were significantly decreased compared to that of the control group (p<0.001).

Key words: Cat, chronic renal failure, nitric oxide

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 101-106, 2002

 

 

 

Sakız x Karayaka melezi G1 koyunlarının kan parametreleri üzerine cinsiyet ve yaşın etkisi

 

Arzu YİĞİT1, Üçler KISA2, Şevket ARIKAN1, Halil AKÇAPINAR3, Umut TAŞDEMİR4

 

1Kırıkkale Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı, Kırıkkale; 2Kırıkkale Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Biyokimya Anabilim Dalı, Kırıkkale; 3Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Zootekni Anabilim Dalı, Ankara; 4Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsü, Lalahan, Ankara

 

 

Özet: Bu araştırma Sakız x Karayaka melezi G1 koyunlara ait bazı hematolojik ve biyokimyasal kan parametrelerinin fizyolojik değişim sınırları ile yaş ve cinsiyetin bu değerler üzerine olan etkilerini saptamak amacı ile yapılmıştır. Araştırmada, 17’si toklu (1 yaşında) ve 22’si ergin (2-3 yaşında) olmak üzere toplam 39 sağlıklı koyundan alınan kan örneklerinde organik, inorganik maddeler ve enzimleri içeren biyokimyasal parametreler ile alyuvar (RBC) ve akyuvar (WBC) sayısı, hemoglobin (Hb) miktarı, hematokrit değer (Htc), alyuvarların sedimentasyon hızı tespit edilmiştir. Ayrıca nötrofil, lenfosit, monosit, eozinofil ve bazofil yüzde oranları belirlenmiştir. Elde edilen kan parametrelerinden bazılarının yaş ve cinsiyetten etkilendiği görülmüştür. Toklularda erginlere göre eritrosit, hemoglobin (Hb), hematokrit, glikoz, üre, kreatinin, albumin, albumin/globulin, trigliserit, kalsiyum, doymamış demir bağlama kapasitesi, aspartat amino transferaz (AST), laktat dehidrojenaz (LDH), alkalin fosfataz (ALP), kreatin kinaz (CK) değerlerinin daha yüksek, globulin ve demir (Fe) miktarlarının ise daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca kreatinin, indirekt bilirubin, kalsiyum, LDH, albumin (ALB), doymamış demir bağlama kapasitesi, AST ve CK değerlerinin de cinsiyete bağımlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular, Sakız x Karayaka melezi G1 koyunlarına ait kan tablosunun fizyolojik değişim sınırlarını ortaya koymanın yanında, bazı kan parametrelerinin yaş ve cinsiyetten etkilendiğini de göstermiştir.

Anahtar kelimeler: Kan değerleri, koyun, melez

 

Influence of age and sex upon blood parameters in Sakız x Karayaka B1 crossbred sheep

 

Summary: This study was carried out to investigate normal physiological values of some haematological and biochemical blood parameters including age and sex related effect in sheep, crossbred of Sakız ram and Karayaka ewes. In the study, 39 healthy sheep, 17 young and 22 adult, were used. In the course of biochemical analysis, some organic compounds, inorganic compounds and enzymes were measured. However, in the haematological examination erythrocytes (RBC) and leukocyte (WBC) numbers, haemoglobin concentration (Hb), hematocrit ratio (PCV), sedimentation, and percentages of neutrophils, lymphocytes, monocytes, eosinophils, and basophils were analysed. Some of blood parameters measured were effected by age or sex of animals. Younger sheep showed significantly higher erythrocytes, haemoglobin, haematocrit, glucose, urea, creatinine, albumin, albumin/globulin, trigliserid, calcium (Ca), unsaturated iron binding capacity, aspartat amino transferase (AST), lactate dehydrogenase (LDH), alkaline phosphatase (ALP), creatine kinase (CK) and lower globulin and iron levels than older sheep. However, sex related significant effect were observed in the following blood parameters; creatinine, indirect bilirubin, calcium, LDH, albumin, unsaturated iron binding capacity, AST and CK. As a result, in order to establishing normal physiological values of some blood parameters for Sakız x Karayaka B1 crossbred sheep, present results also indicate that age and sex related factors may effect some of blood parameters.

Key words: Blood parameters, crossbred, sheep

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 107-112, 2002

 

 

 

Köpeklerde östrus ve uygun tohumlama zamanının saptanmasında vaginal sekresyon glukoz içeriğinin kriter olarak değerlendirilmesi

 

Rauf TÜNAY1, Necmettin TEKİN2, Ali DAŞKIN2

 

1Pegasus Veteriner Kliniği, İzmir; 2 Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Dölerme ve Sun'i Tohumlama Anabilim Dalı, Ankara

 

Özet: Bu çalışmada, köpeklerde en uygun tohumlama zamanının belirlenmesinde vaginal akıntıda glukoz varlığının pratikte bir kriter olarak değerlendirilebilmesi için diğer parametrelerle karşılaştırılması amaçlanmıştır. Sun'i tohumlama isteği ile kliniğe getirilen 15 sağlıklı dişi köpek, proöstrus kanaması, erkeğin ilgisi, dişinin erkeği kabulü, vaginal smear bulguları ve vaginal akıntıda glukoz varlığı açısından değerlendirilmiş ve aynı ırk erkek köpekten masaj yoluyla alınan spermalarla iki kez tohumlanmıştır. Negatif glukoz test sonucu gösteren 10 köpekten 7 gebelik elde edilmiştir. Pozitif glukoz test sonucu alınan 5 köpekten ise 3'ü gebe kalmış ve %60 gebelik elde edilmiştir. Vaginal akıntıda glukoz içeriğinin saptanmasının en uygun tohumlama zamanının tespiti açısından, ancak diğer kriterlerle birlikte, bir indikatör olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

Anahtar kelimeler: Glukoz, köpek, tohumlama zamanı, vaginal akıntı, vaginal smear

 

Determination of glucose in vaginal secretion for estrus and optimum time for insemination in dogs

 

Summary: The aim of this study is to compare the glucose found in the vaginal discharge with the other parameters, to value it as a practicable criterion in determining the most suitable period for the inseminaton of dogs. Fifteen healthy dogs which request artificial insemination were valued according to the vaginal bleeding, the interest of the male, acceptance of the female, vaginal smear and glucose found in vaginal discharge; and they were inseminated two times with sperms of a male same breed, which was taken by massage. It was pregnant 7 of 10 dogs with negative glucose test results. The detection of glucose in the vaginal discharge can be valuable indicator of the time for breeding using other clinical, behavioral and vaginal smear evidence.

Key words: Dog, glucose, time of insemination, vaginal smear, vaginal secretion

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 113-118, 2002

 

 

 

Minikolon tekniği ile aflatoksin analizi

 

Ender YARSAN1, Gökhan ERASLAN2, Dinç EŞSİZ1

 

1 Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Farmakoloji-Toksikoloji Anabilim Dalı, Ankara; 2 Erciyes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Farmakoloji-Toksikoloji Anabilim Dalı, Kayseri; 3 Kafkas Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Farmakoloji-Toksikoloji Anabilim Dalı, Kars

 

 

Özet: Bu çalışmanın amacı, yem ve yem hammaddelerinde mikotoksin analizinde yarı-kalitatif bir yöntem olarak kullanılan minikolon tekniğinin laboratuarımıza uyarlanması ve tekniğin duyarlılık limitlerinin araştırılmasıdır. Bu amaçla 10’u hammadde ve 12’si de karma yemden oluşan toplam 22 yem örneği kullanıldı. Her yem örneğine sırasıyla 10 ppb, 20 ppb, 50 ppb ve 100 ppb düzeyinde olacak şekilde aflatoksin ilave edildi. Ekstraksiyon işleminden sonra yoğunlaştırılmış olan ekstrakt, önceden hazırlanmış kolonlara aktarıldı. Ekstrakt ve yıkama solüsyonu tamamen geçtikten sonra UV ışığında mavi ya da yeşil floresans oluşumu yönünden incelendi. Florisil tabakadaki mavi floresan pozitif olarak kabul edildi. Doğrulama testi olarak da aynı kolonlardan sülfürik asit (suda %25’lik) geçirildi ve oluşan mavi rengin aflatoksinler için karakteristik olan sarı renge dönüştüğü görüldü. Elde edilen sonuçlar minikolon tekniği ile yem ve yem hammaddelerindeki 10 ppb’lik aflatoksin yoğunluğunun ölçülebileceğini ve bu yöntemin rutin analizlerde, tarama niteliğinde olacak şekilde saha şartlarında kullanılabileceğini gösterdi.  

Anahtar kelimeler: Aflatoksin, analiz, minikolon

 

Aflatoxin analysis with minicolumn technique

 

Summary: The aim of this study is to adapt minicolumn technique, that is used as a qualitative method for mycotoxins analysis, to our laboratory, and also determine the detection limits of this method. For this aim 10 feedstuff and 12 mixed feed; totally 22 feed samples were used. Ten ppb, 20 ppb, 50 ppb and 100 ppb aflatoxins were added to each feed samples, respectively. After extraction of these samples, the extracts were condensed and transferred to the minicolumn. After the extract and the developing solution were passed through the column, results were evaluated under UV light to observe blue or green fluorescence. Blue fluorescence in florisil layer evaluated as positive.  So as to confirm the test, sulfuric acid (24%, in water) was added to the columns and it was observed that the blue color was turned to yellow, which characterize for aflatoxins. Results show that the 10 ppb aflatoxin can be detected in the feedstuff and mixed feed with minicolumn technique and this method can be used in routine analysis and in practical.

Key words: Aflatoxin, analysis, minicolumn

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 119-123, 2002

 

 

 

Sokak köpeklerinin üst solunum yollarından Bordetella bronchiseptica izolasyonu

 

Jale ERDEĞER

 

Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Ankara

 

 

Özet: Köpeklerin infeksiyöz traheobronşitisinin (ITB) primer etkeninin Bordetella bronchiseptica olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, sokak köpeklerinden B. bronchiseptica’nın izolasyonu ve burun florasında bulunan diğer etkenlerin izolasyon sıklığını ortaya koymaktır. Bu amaçla, belediyelere ait köpek bakım evlerinde barındırılan, ITB’nin klinik belirtilerini gösteren 13 ve sağlıklı görünen 119 sokak köpeğinin burunlarından örnekler alındı. Alınan örneklerin B. bronchiseptica izolasyonu için %10 at kanlı charcoal agara (Bordetella suplement’li) ve diğer etkenler için %5-7 koyun kanlı agara ve MacConkey agara ekimleri yapıldı. Yapılan bakteriyolojik yoklamalar sonucu; 13 hastalıklı köpekten 8’inde (%61) B. bronchiseptica, ayrıca koagulaz pozitif Staphylococcus sp. (%23), koagulaz negatif Staphylococcus sp. (%30), Corynebacterium sp. (%7.6), Bacillus sp. (%15), Micrococcus sp. (%7.6) ve Proteus sp. (%23) değişik oranlarda izole edildi. Sağlıklı 119 köpekten ise 10’unda (%8.4) B. bronchiseptica izolasyonu gerçekleştirildi. Sonuç olarak, sokak köpeklerinin solunum yolu infeksiyonlarının predominant etkeninin B. bronchiseptica olduğu kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Bordetella bronchiseptica, infeksiyöz traheobronşitis (ITB), izolasyon, köpek

 

Isolation of Bordetella bronchiseptica from upper respiratory tracts of stray dogs

 

Summary: Bordetella bronchiseptica is regarded as the primary agent of canine infectious tracheobronchitis (ITB). The aim of this study was to isolate B. bronchiseptica from stray dogs and to determine the isolation frequency of other bacterial agents together with B. bronchiseptica that might possibly be present in the nostril flora. For this purpose, swabs were taken from the nostrils of 13 dogs that had clinical manifestations of ITB and 119 apparently healthy dogs, that were kept in municipal kennels. Swab samples were cultured on 10% horse blood charcoal agar (with Bordetella suplement) for the isolation of B.bronchiseptica, and on 5-7% sheep blood agar and MacConkey agar for the isolation of other bacterial agents. Bacteriological examination revealed that B. bronchiseptica was isolated from 8 of 13 diseased dogs (61%), with the isolation of other bacterial agents with varying isolation rates such as coagulase positive Staphylococcus sp. (23%), coagulase negative Staphylococcus sp. (30%), Corynebacterium sp. (7.6%), Bacillus sp. (15%), Micrococcus sp. (7.6%) and Proteus sp. (23%). B. bronchiseptica was also isolated from 10 of 119 apparently healthy dogs (8.4%). It was concluded that B. bronchiseptica was the predominant agent responsible from respiratory tract infections of stray dogs. 

Key words: Bordetella bronchiseptica, dog, infectious tracheobronchitis (ITB), isolation

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 125-128, 2002

 

 

 

Marmara Bölgesi’ndeki keçilerde koyun adenovirusları (OAV-1,2,3,5) ve sığır adenovirusları (BAV-1,2,3)’na karşı antikor dağılımının araştırılması*

 

Semra OKUR GÜMÜŞOVA1, Yılmaz AKÇA2

 

1 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sağlık Yüksekokulu, Çanakkale; 2 Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Viroloji Anabilim Dalı, Ankara

 

 

Özet: Marmara Bölgesi’ndeki 9 ayrı yerleşim biriminde, halk elinde ve devlete ait bir işletmede yetiştirilen keçilerden alınan 500 kan serumu örneği, koyun adenovirus serotipleri (tip 1,2,3,5) ve sığır adenovirus serotipleri (tip 1,2,3)’ne karşı nötralizasyon testi ile test edildi. Test sonucunda serumlarda, OAV-1’e karşı %4.4, OAV-2’ye karşı %4.8, OAV-3’e karşı %9.2, OAV-5’e karşı %7.2, BAV-1’e karşı %8.4, BAV-2’ye karşı %6.2 ve BAV-3’e karşı %5.2 oranında nötralizan antikor saptandı. Beşyüz keçi serumundan 166'sı bu çalışmada kullanılan en az bir adenovirus serotipi için pozitif bulundu. Bunlardan %50.6’sı (84/166) yalnızca koyun adenovirusları ve %34.3’ü (57/166) yalnızca sığır adenovirusları için pozitif olarak belirlendi. Bu sonuçlar Marmara Bölgesi’ndeki keçilerde, araştırmada kullanılan koyun (tip 1,2,3,5) ve sığır adenovirus (tip 1,2,3) serotipleriyle enfeksiyonun oldukça yaygın olduğunu ortaya koydu.

Anahtar kelimeler:  Adenoviruslar, antikor, keçi, mikronötralizasyon

 

Survey for antibodies against to ovine adenoviruses (OAV-1,2,3,5) and bovine adenoviruses (BAV-1,2,3) in goats in Marmara Region

 

Summary: Five hundered blood sera collected from goats which had been bred in public and state farm in 9 different parts of Marmara Region and have been tested against ovine adenovirus serotypes (type 1,2,3,5) and bovine adenovirus serotypes (type 1,2,3) by microneutralization test. According to test results, 4.4%, %4.8, 9.2%, 7.2%, 8.4%, 6.2% and 5.2% seroprevalance were detected against OAV-1, OAV-2, OAV-3, OAV-5, BAV-1, BAV-2, and BAV-3, respectively. Out of 500 goat sera, 166 were found to be positive for antibodies against at least one serotype of adenoviruses. 50.6% (84/166) and 34.3% (57/166) of these sera were detected as positive for only ovine adenoviruses (type 1,2,3,5) and bovine adenoviruses (type 1,2,3), respectively. These results showed that the adenovirus infection with ovine (type 1,2,3,5) and bovine (type 1,2,3) adenovirus serotypes in goats are extremely widespread in Marmara Region.

Key words: Adenoviruses, antibody, goat, microneutralization

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 129-134, 2002

 

 

 

Bıldırcınlarda akrabalığın saptanmasında rasgele çoğaltılmış polimorfik DNA parmak izi yönteminin kullanılma olanakları*

 

Bilal AKYÜZ1, Güven GÜNEREN2, Emine ÖZDEMİR3, Okan ERTUĞRUL2, Sertaç ÖZDEMİR3

 

1 Erciyes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Genetik Anabilim Dalı, Kayseri; 2Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Genetik Anabilim Dalı, Ankara; 3Ankara Nükleer Tarım ve Hayvancılık Araştırma Merkezi, Kazan, Ankara

 

 

Özet: Bu çalışmada ebeveyn ve yavru jenerasyona ait bireylerden DNA örnekleri elde edilerek, jenerasyon içi ve jenerasyonlar arası, ortak ve polimorfik DNA bantları aranmıştır. Farklı orijinlerden, elde edilen bıldırcınlar rasgele birleştirilerek temel sürü elde edilmiştir. Temel sürüden rasgele seçilen dokuz erkek, dörderli gruplara ayrılan 36 dişi ile birleştirilerek akrabalı yetiştirilmiş toplam 36 aile oluşturulmuştur. Bu 36 aileye ait bireylerden elde edilen DNA örnekleri, PCR analizi yapılarak değişik bantlar elde edilmiştir. PCR sonunda, araştırılmaya alınan bireylerde toplam 145 gen lokusu ve 556 RAPD-DNA bandı belirlenmiştir. Bireyler arasındaki genetik benzerlik 0.0069-0.2759 arasında bulunmuştur. Çalışma sonunda RAPD-PCR parmak izi yönteminin bıldırcın populasyonu oluşturan bireyler arasındaki genetik mesafenin belirlenmesinde başarılı bir şekilde uygulana-bileceği gösterilmiştir.

Anahtar kelimeler: Akrabalık, bıldırcın, PCR, RAPD

 

The use of randomly amplified polymorphic DNA (RAPD) fingerprinting method for the determination of kinship in quails

 

Summary: In this study, the DNA samples from the parents and its offspring in an inbred quail flock were compared by using the randomly amplified polymorphic DNA (RAPD) method. Comparison of within and between generations revealed monomorphic and polymorphic DNA bands. The quails taken from different sources constituted the base population. Nine male and 36 female (separated into 9 groups each had 4 female) quails taken randomly from this base population were mated to form 36 families. The RAPD-DNA bands were photographed to form the data set. One hundred forty-five gene loci and 556 RAPD-DNA bands were determined. The genetic similarities among individuals were found between 0.0069-0.2759. This study shows that the RAPD-PCR fingerprinting method could be used successfully to estimate genetic distances of individuals from the same population.

Key words: Kinship, PCR, quail, RAPD

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 135-141, 2002

 

 

 

Yumurta tavuğu rasyonlarında enzim, probiyotik ve antibiyotik kullanılması*

 

Sakine YALÇIN1, Berrin KOCAOĞLU GÜÇLÜ2, Fatma KARAKAŞ OĞUZ3, Suzan YALÇIN4

 

1 Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara; 2 Erciyes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı, Kayseri; 3 Akdeniz Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı, Burdur; 4 Selçuk Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı, Konya

 

 

Özet: Bu araştırma, yumurta tavuğu rasyonlarında enzim, probiyotik ve antibiyotiğin ayrı ayrı ya da ikili kombinasyonları halinde kullanımlarının canlı ağırlık, yem tüketimi, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı ve yumurta kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada toplam 189 adet 25 haftalık Isa Brown tavuk kullanılmıştır. Her biri 27 adet tavuktan meydana gelen 1 kontrol ve 6 deneme olmak üzere toplam 7 grup düzenlenmiştir. Grupların her biri 9 adet tavuk içeren üç alt gruba ayrılmıştır. Rasyonlar arpa ve buğday ağırlıklı olacak şekilde düzenlenmiştir. Deneme grupları rasyonlarına enzim, probiyotik ve antibiyotik ayrı ayrı ya da ikili kombinasyonları şeklinde katılmıştır. Enzim olarak GrindazymTM GP 5000 (hemiselülaz, pentosanaz, b-glukanaz (5000 unit/g), pektinaz, proteaz, amilaz) 0.5 kg/ton, probiyotik olarak Biocell (Saccharomyces cerevisiae, 2.5x109 CFU/g) 0.75 kg/ton ve antibiyotik olarak da Stafac 20 (%2 virginiamycin) 1 kg/ton düzeyinde (20 ppm virginiamycin) kullanılmıştır. Araştırma yirmi hafta sürdürülmüştür. Araştırma sonunda gruplar arasında canlı ağırlık, yemden yararlanma oranı, yumurta akı indeksi, yumurta sarı indeksi ve yumurta Haugh birimi bakımından istatistik açıdan bir farklılık görülmemiştir. Yumurta verimi rasyonlara enzim, antibiyotik, enzim+antibiyotik, antibiyotik+probiyotik ve enzim+probiyotik ilavesi ile, yumurta ağırlığı ise enzim, antibiyotik+probiyotik ve enzim+probiyotik ilavesi ile artmıştır (p<0.01). Sonuç olarak, arpa ve buğday ağırlıklı rasyonlara probiyotiğin enzim veya antibiyotik ile birlikte ilavesi yumurta tavuklarında yemden yararlanma oranı ve bazı yumurta kalite özelliklerini olumsuz yönde etkilemeden yumurta verimi ve yumurta ağırlığını arttırmıştır.

Anahtar kelimeler: Antibiyotik, enzim, probiyotik, yumurta kalitesi, yumurta tavuğu, yumurta verimi

 

The usage of enzyme, probiotic and antibiotic in laying hen rations

 

Summary: This study was carried out to determine the effects of the usage of enzyme, probiotic or antibiotic alone or in combination in the rations on live weight, feed consumption, egg production, feed efficiency and egg quality of laying hens. A total of 189 Isa Brown layers aged 25 weeks were used in this experiment. They were divided into 7 groups (1 control and 6 treatment groups) each containing 27 hens. Each group was divided into 3 subgroups containing 9 hens. Diets based on wheat and barley were arranged. Experimental diets were supplemented with enzyme, probiotic and antibiotic alone or in combination. GrindazymTM GP 5000 (hemicellulase, pentosanase, b-glucanase (5000 unit/g), pectinase, protease, amylase) at the levels of 0.5 kg/ton as enzyme, Biocell (Saccharomyces cerevisiae, 2.5 x 109 CFU/g) at 0.75 kg/ton as probiotic and Stafac 20 (2% virginiamycin) at 1 kg/ton as antibiotic (20 ppm virginiamycin) were used. The experimental period lasted 20 weeks. At the end of the study, there were no statistically differences among the groups in live weight, feed efficiency, egg yolk index, egg white index and egg Haugh units. Egg production was significantly increased (p<0.01) with the supplementation of enzyme, antibiotic, enzyme+antibiotic, antibiotic+probiotic and enzyme+probiotic to the rations. Egg weight was significantly improved (p<0.01) with the supplementation of enzyme, antibiotic+probiotic and enzyme+probiotic to the rations. As a result, the supplementation of probiotic with enzyme or antibiotic to the rations based on wheat and barley improved egg production and egg weight without adverse effect on feed efficiency and some egg quality characteristics.

Key words: Antibiotic, egg production, egg quality, enzyme, laying hen, probiotic

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniv Vet Fak Derg, 49, 143-150, 2002

 

 

 

Uşak ili koşullarında devekuşu civcivlerinde büyüme ve yaşama gücü

 

Zehra AKINCI1, İsmail BAYRAM2

 

1 Afyon Kocatepe Üniversitesi,Veteriner Fakültesi, Zootekni Anabilim Dalı, Afyon; 2 Afyon Kocatepe Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı, Afyon

 

 

Özet: Bu araştırma Belçika’dan 16 günlük yaşta ithal edilerek Uşak ilinde bir devekuşu çiftliğine getirilen devekuşu civcivlerinin (Struthio camelus) 3-12 haftalık dönemde büyüme, yaşama gücü ve bazı beden ölçüleri ile canlı ağırlığı arasındaki fenotipik korrelasyonların incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada 17 günlük yaşta 73 adet devekuşu civcivi kullanılmıştır. Civcivler araştırma boyunca iki farklı rasyon ile beslenmişlerdir. Araştırmada ilk olarak 17-58. günler arasında ön başlangıç yemi (%20 HP, 2850 kcal/ kg ME), ikinci olarak 59. günden araştırmanın sonu olan 90. güne kadar ise başlangıç yemi (%18 HP ve 2800 kcal/kg ME) kullanılmıştır. Üç ile 12 haftalık yaşlar arasında her hafta civcivlerin canlı ağırlığı, göğüs çevresi, incik uzunluğu, incik çevresi ve incik kalınlığı ölçümleri bireysel olarak yapılmıştır. Büyüme Gompertz modeli ile incelenmiştir. Dört, 8 ve 12. haftalarda canlı ağırlık, bir kilogram canlı ağırlık artışı için tüketilen konsantre yem miktarı ve yaşama gücü sırasıyla 3440, 7550, 10820 g, 1.11, 2.74, 5.07 ve %90.41, 89.04 ve 84.93 bulunmuştur. Denemede en yüksek büyüme hızı 6 ve 7. haftalarda gözlenmiştir. Ayak ve parmak problemlerine bağlı ölüm oranı %5.63 olarak kaydedilmiştir. Canlı ağırlık ile beden ölçüleri arasında tümü pozitif ve önemli (p<0.001) olan fenotipik korrelasyonlar hesaplanmıştır. Sonuç olarak, 0-3 aylık yaştaki devekuşu civcivlerinin büyümeleri için Uşak ili koşullarının uygun olabileceği kanaatine varılmıştır.

Anahtar kelimeler: Büyüme, devekuşu, fenotipik korrelasyon, yaşama gücü

 

Growth and survival rate of ostrich chicks in Uşak province

 

Summary: This study was conducted in order to investigate the growth, survival rate and phenotypic correlations between the body weight and some body measurements from 3 to 12 weeks of age of ostrich chicks (Struthio camelus) which were brought to a farm in Uşak province from Belgium at 16 days af age. A total of 73 ostrich chicks aged 17 days were used in this study. Two diets were used throughout the experiment: firstly, a prestarter diet containing 20.00% crude protein and  2.850 kcal/kg of ME from 17 to 58 days of age, secondly, a starter diet containing 18.00% crude protein and 2.800 kcal/kg ME  from 59 days to the end of the study (90 days of age). Individual body weights and circumference of chest, the length, circumference and thickness of metatarsus were recorded weekly from 3 to 12 weeks of age. The growth curves of birds were evaluated by the Gompertz equation. Mean body weigths, the amount of concentrate feed consumed per 1 kg weight gain and survival ratios were found to be 3440, 7550, 10820 g, 1.11, 2.4, 5.07 and 90.41, 89.04 and 84.93% at 4, 8 and 12  weeks of age, respectively. In this study, maximum weight gain was observed at 6 and 7  weeks of age and mortality related to leg and toe disturbance was recorded as 5.63 per cent. All positive and significant (p<0.001) phenotypic correlation estimated between body weight and  body measurements. As a result, it was concluded that Uşak province could be suitable for growth of chicks aged 0-3 months.

 Key words: Growth, ostrich, phenotypic correlations, survival rate

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi

Cilt / Volume: 49 • Sayı / Number: 2 • 2002

Veterinary Journal of Ankara University

 

 

İÇİNDEKİLER / CONTENTS

 

Alman çoban köpeğinde articulatio temporomandibularis ve çiğneme kaslarının anatomisi

The anatomy of the articulatio temporomandibularis and masticatory muscles of the German shepherd dog

Murat Kabak                                                                                                                                                                              79

 

Kedi ve köpek korpus siliyaresinde bağ doku mast hücreleri ve farklı boyanma özellikleri

Presence and different staining properties of connective tissue mast cells in corpus ciliare of cat and dog

Ziya Özcan                                                                                                                                                                                  85

 

Subklinik mastitisli süt ineklerinde meme içi levamizol uygulanmasında süt ve kanda glutasyon peroksidaz, süperoksit dismutaz, alkalen fosfataz ve immunoglobulin G düzeyleri

Glutathione peroxidase, superoxide dismutase, alkaline phosphatase and immunoglobuline G levels of blood and milk in cows administered intramammary levamisole with subclinical mastitis

Gül Yarım, Berrin Salmanoğlu                                                                                                                                               89

 

Kedilerde kronik böbrek yetmezliğinde kan nitrik oksit düzeyinin belirlenmesi

The determination of blood nitric oxide levels in cats with chronic renal failure

Meltem Şireli, Aziz Bülbül, Murat Güzel                                                                                                                             95

 

Sakız x Karayaka melezi G1 koyunlarının kan parametreleri üzerine cinsiyet ve yaşın etkisi

Influence of age and sex upon blood parameters in Sakız x Karayaka B1 crossbred sheep

Arzu Yiğit, Üçler Kısa, Şevket Arıkan, Halil Akçapınar, Umut Taşdemir                                                                      101

 

Köpeklerde östrus ve uygun tohumlama zamanının saptanmasında vaginal sekresyon glukoz içeriğinin kriter olarak değerlendirilmesi

Determination of glucose in vaginal secretion for estrus and optimum time for insemination in dog

Rauf Tünay, Necmettin Tekin, Ali Daşkın                                                                                                                          107

 

Minikolon tekniği ile aflatoksin analizi

Aflatoxin analysis with minicolumn technique

Ender Yarsan, Gökhan Eraslan, Dinç Eşsiz                                                                                                                         113

 

Sokak köpeklerinin üst solunum yollarından Bordetella bronchiseptica izolasyonu

Isolation of Bordetella bronchiseptica from upper respiratory tracts of stray dogs

Jale Erdeğer                                                                                                                                                                              119

 

Marmara Bölgesi'ndeki keçilerde koyun adenovirusları (OAV-1,2,3,5) ve sığır adenovirusları (BAV-1,2,3)'na karşı antikor dağılımının araştırılması

Survey for antibodies against to ovine adenoviruses (OAV-1,2,3,5) and bovine adenoviruses (BAV-1,2,3) in goats in Marmara Region

Semra Okur Gümüşova, Yılmaz Akça                                                                                                                                  125

 

Bıldırcınlarda akrabalığın saptanmasında rasgele çoğaltılmış polimorfik DNA parmak izi yönteminin kullanılma olanakları

The use of randomly amplified polymorphic DNA (RAPD) fingerprinting method for the determination of kinship in quails

Bilal Akyüz, Güven Güneren, Emine Özdemir, Okan Ertuğrul, Sertaç Özdemir                                                         129

 

Yumurta tavuğu rasyonlarında enzim, probiyotik ve antibiyotik kullanılması

The usage of enzyme, probiotic and antibiotic in laying hen rations

Sakine Yalçın, Berrin Kocaoğlu Güçlü, Fatma Karakaş Oğuz, Suzan Yalçın                                                               135

 

Uşak ili koşullarında devekuşu civcivlerinde büyüme ve yaşama gücü

Growth and survival rate of ostrich chicks in Uşak province

Zehra Akıncı, İsmail Bayram                                                                                                                                                 143