Ankara Üniv Vet Fak Derg, 52, 137-142, 2005
Yeni Zelanda tavşanında (Oryctolagus cuniculus L.)
v. cava
caudalis'in terminal dallarından v.iliaca interna üzerine
anatomik
incelemeler*
M. Erdem GÜLTİKEN
Ondokuz Mayıs Üniversitesi,
Veteriner Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı, Samsun
Özet: Bu çalışmada Yeni Zelanda tavşanında v. cava caudalis’in terminal
dallarından v. iliaca interna incelendi. Araştırmada 10 adet erkek ve 10 adet
dişi olmak üzere 20 adet ergin Yeni Zelanda tavşanı kullanıldı. Tavşanda, v.
cava caudalis'i oluşturan ana dalların v. iliaca externa dextra ve sinistra ile
v. iliaca interna communis olduğu saptandı. V. iliaca interna'nın, v. iliaca
interna communis'den ayrılarak cavum pelvis içerisinde v. sacralis mediana, v.
obturatoria, erkek tavşanda v. prostatica, dişi tavşanda v. vaginalis'i verdiği
ve daha sonra v. ischiadica adı ile cavum pelvis'i terkettiği belirlendi. V.
pudenda interna'nın inc. ischiadica minor'dan tekrar cavum pelvis'e girerek
cavum pelvis içerisinde şekillenen venöz plexus'a katıldığı saptandı. V.
ischiadica'nın distal yöndeki devamının v. saphena lateralis olduğu belirlendi.
V. saphena lateralis'in, arka bacağın yüzlek venöz kanını, v. ischiadica yolu
ile v. iliaca interna'ya taşıdığı tespit edildi. Sonuç olarak, bu çalışma ile
tavşanda v. iliaca interna’dan ayrılan dallar detaylı olarak incelenerek,
dağıldıkları bölgeler ile varyasyonları belirlendi.
Anatomic
investigation of the v. iliaca interna which is a terminal branches of the v.
cava caudalis in
Summary: In
the present study, v. iliaca interna which is a terminal branch of the v. cava
caudalis have been researched in the New Zealand Rabbit. Ten male and 10 female
adult New Zealand Rabbits have been used in this study. It has been determined
that the v. iliaca externa dextra and sinistra and the v. iliaca interna
communis are the branches of the v. cava caudalis. It has been determined that
the v. iliaca interna, after leaving the v. iliaca interna communis, gives off
the v. sacralis mediana, the v. obturatoria, in male rabbit the v. prostatica,
in female rabbit v. vaginalis in cavum pelvis, then it leaves the cavum pelvis
as the v. ischiadica. It has been established that the v. pudenda interna again
enters the cavum pelvis through the inc. ischiadica minor and joins the venous
plexus which comes in to existence in cavum pelvis. It has been found that the
v. saphena lateralis is the distal continuation of the v. ischiadica. It has
been determined that v. saphena arries the superficial venous blood to the v.
iliaca interna through the v. ischiadica. Consequently, in this study, the
branches of the v. iliaca interna have been investigated in detail, the area of
which these veins give off branches and their variations have been determined
in the rabbit.
Key words: Anatomy, caudal vena cava, internal
iliac vein, rabbit
Tavşanda v. cava caudalis'den v. iliaca externa dextra ve
v. iliaca externa sinistra ayrıldıktan sonra kalan kısa bir kök v. iliaca
interna communis olarak adlandırılır. Bu kök daha sonra v. iliaca interna
dextra ve v. iliaca interna sinistra'ya ayrılarak sonlanır. V. lumbalis VII, v. iliaca interna communis'in dorsal
duvarına açılır. V. iliaca interna communis'in terminal dalları, v. iliaca
interna dextra ve v. iliaca interna sinistra'dır. V. iliaca interna'nın verdiği
en büyük dal v. ischiadica'dır. Ayrıca rectum ile anüs bölgesinin venöz kanını
toplayan venalar ve v. obturatoria, v. iliaca interna'ya açılır. Tek olan v. sacralis mediana, v. iliaca interna
dextra ya da v. iliaca interna sinistra'ya açılır (2).
Tavşan dışında diğer evcil memelilerde v. iliaca interna,
v. iliaca communis'ten ayrılır. Pelvis boşluğu du-varının ve bu boşluk içerisinde
yer alan organların venöz kanını toplar. V. iliaca interna'nın dalları ve bu
dalların çıkış sırası türler arasında farklılıklar gösterir (4, 11).
Damar sisteminin türler hatta aynı tür içerisindeki bireyler arasında varyasyonlar göstermesi ve tavşan venöz sistemi hakkında yeterli yayının bulunmaması nedeniyle, yapılacak çalışmanın bu konudaki bilgileri tamamlayacağı ve araştırmacılara yardımcı olacağı düşünülmüştür.
![]()

Materyal ve Metot
Bu çalışmada ortalama
Bulgular
V. iliaca interna communis’in, sacrum'un ventral yüzünde
v. iliaca interna dextra ve v. iliaca interna sinistra'nın birleşmesi ile şekillendiği
ve yaklaşık

Şekil 1. V. ischiadica ve dalları. Figure 1. The branches of the v. ischiadica 1. V. ischiadica 2. V. caudalis lateralis 3.V.
saphena lateralis 4. R.
anastomoticus cum v. saphena mediali 5. V. caudalis femoris
V. iliaca interna dextra ve sinistra'nın sacrum'un
ventral yüzünden başladığı, cavum pelvis'in yan duvarında birbirlerinden
uzaklaşarak caudal'e doğru seyrettiği ve 2 tavşanda v. iliaca interna
communis'i oluşturmak üzere birleştikleri yerde, 6 tavşanda v.iliaca interna
sinistra'dan, 12 tavşanda ise v.iliaca interna dextra'dan caudal yönde ve ince
bir v. sacralis mediana'nın orijin aldığı görüldü. V. iliaca interna'nın dorsal
yüzünden 2 adet rr. sacrales, lateral yüzünden v. obturatoria, dişi tavşanda v.
vaginalis ve erkek tavşanda v. prostatica'nın ayrıldığı belirlendi. Damarın
devamının inc. ischiadica major'dan n. ischiadicus ile birlikte cavum pelvis'i
terkettiği görüldü ve bu damar v. ischiadica olarak tanımlandı (Şekil 1).
Rr. sacrales'in, v. iliaca interna sinistra'nın dorsal
yüzünden ilk iki vertebrae sacrales için çıktığı ve orijinlerinden hemen sonra
2'ye ayrılarak forr. sacralia ventralia içerisinden canalis vertebralis'e girdiği
görüldü. Canalis vertebralis içerisinde r. spinalis'i alarak, r. dorsalis adı
ile forr. sacralia dorsalia'dan çıktığı ve dorsal kuyruk kaslarının venöz
kanını topladığı saptandı.
V. sacralis mediana, 2 tavşanda, iki v. iliaca inter-na'nın
birleştikleri yerde, 6 tavşanda v.iliaca interna sinistra'nın, 12 tavşanda ise
v.iliaca interna dextra'nın hemen başlangıcından caudal yönde ve ince bir damar
halinde orijin almaktaydı. Damarın, sacrum'un ventral'in-de ve median hat
üzerinde caudal'e doğru ilerlediği, seyri sırasında son iki vertebra sacralis
için 2 adet rr. sacrales aldığı saptandı. V. sacralis mediana'nın ilk caudal
vertebra hizasından itibaren v. caudalis mediana adı ile caudal'e doğru devam
ettiği belirlendi. Rr. sacrales'in, v.
sacralis mediana'nın dorsal yüzünden son iki vertebrae sacrales için çıktığı ve
orijinlerinden hemen sonra 2'ye ayrılarak forr. sacralia ventralia içerisinden
canalis vertebralis'e girdiği görüldü. Canalis vertebralis içerisinde r.
spinalis'i alarak, r. dorsalis adı ile forr. sacralia dorsalia'dan çıktığı ve
dorsal kuyruk kaslarının venöz kanını topladığı saptandı.
V. sacralis mediana'nın, vertebrae caudales'in vent-ral'inde
kuyruk ucuna doğru ilerleyen devamı v. caudalis mediana olarak tanımlandı. V.
caudalis mediana'nın, her vertebrae caudales hizasında dorsal yüzünden rr.
caudales'i verdiği ve çok ince olan bu dalların ventral kuyruk kaslarının venöz
kanını topladığı belirlendi.
V. obturatoria’nın v. iliaca interna'nın orijininden
yaklaşık
V. vaginalis’in dişi tavşanda v. iliaca interna'dan
çıktıktan sonra rectum'un lateral'inden ventral yönde vagina'nın yan duvarına
ulaştığı ve vagina'nın yan duvarı boyunca caudal'e doğru plexus venosus vaginae
olarak tanımlanan venöz bir ağ şekillendirdiği görüldü. Plexus venosus
vaginae'nin, vagina çevresinde simetrik eşi ile anastomoz yaptığı ve bu
anastomoza v. vesicalis caudalis'in cranial'den katılarak sonlandığı tespit
edildi (Şekil 2).
Şekil 2. Dişi
tavşanda pelvis bölgesinde yer alan viseral venalar Figure 2. Visceral
vein of the pelvic region in female rabbit 1. V. iliaca interna
2. V. uterina 3. V. obturatoria 4. V. vagina-lis 5. V. ischiadica 6. V. glutea cranialis 7. V. glutea
caudalis 8. V. pudenda interna 9. V. perinealis ventralis 10. V. caudalis
lateralis 11. V. clitoridis 12. V. pudenda interna'nın urethra ve pelvis
boşluğu tabanında şekillendirdiği venöz ağ 13. V. va-ginalis'in vesica
urinaria, collum vesicae ve vagina çevresinde şekillendirdiği venöz ağ. a. Gll. preputiales

V. iliaca interna'nın v. obturatoria'yı verdikten sonra
pelvis boşluğunu terketmeden çok kalın bir dal halinde erkek tavşanda v.
prostatica'yı verdiği ve bu venanın vesica urinaria'nın alt bölümü ve prostata
çevresinde simetrik eşi ile birlikte venöz bir plexus şekillendirdiği görüldü.
Bu venöz plexus'dan cranial yönde vesicula seminalis'e 2 dal ayrıldığı ve bu
dalların vesicula seminalis üzerinde birbirleriyle anastomoz yaparak sonlandığı
belirlendi. Ayrıca bu plexus'dan caudal yönde ayrılan 2 dalın gl.
bulbourethralis ve urethra'nın crura penis'e kadar olan bölümüne dağılarak
sonlandığı tespit edildi.
V. iliaca interna'nın, inc. ischiadica major'dan çıktıktan
sonraki devamı v. ischiadica olarak tanımlandı. V. ischiadica'nın, bu bölgede
gluteal kasların altında son iki vertebra sacralis'in lateral'inde caudal'e
doğru seyrettiği görüldü. Cavum pelvis'i terkettiği noktada craniodorsal yönde
v. glutea cranialis'i, yaklaşık
V. glutea cranialis’in v. ischiadica'nın başlangıcında
craniodorsal yönde ayrıldığı ve m. gluteus medius, m. gluteus profundus, m.
gluteus sperficialis'in cranial kısımları ile m. biceps femoris ve m. tensor
fascia latae'nin venöz kanını topladığı saptandı (Şekil 2). Üç tavşanda
bilateral olarak v. glutea cranialis'in, v. glutea caudalis ile birlikte tek
kök halinde v. ischiadica'dan çıktığı tespit edildi.
V. ischiadica'nın, v. glutea cranialis'i verdikten yaklaşık
V. pudenda interna, v. ischiadica'dan ventral yönde
çıkarak inc. ischiadica minor'dan cavum pelvis'e girip, üç dala ayrılarak
sonlanmaktaydı. Venanın caudal yönde v. rectalis caudalis'i, caudoventral yönde
v. perinealis ventralis'i verdiği, üçüncü dalın ise cavum pelvis'in gerisinde
urethra ve pelvis boşluğu tabanı arasında venöz bir plexus şekillendirdiği
saptandı. Bu venöz plexus'tan urethra'yı drene eden venalar ile erkek tavşanda
v. penis, dişi tavşanda v. clitoridis'in orijin aldığı tespit edildi. Ayrıca bu
venöz plexus'un cranial yönde erkek tavşanda v. prostatica'nın prostata ve
urethra'nın başlangıcı çevresinde şekillendirdiği venöz plexus ile dişi
tavşanda plexus venosus vaginae ile ilişki halinde olduğu saptandı (Şekil 2).
V. perinealis ventralis’in v. pudenda interna'dan caudal
yönde ayrıldığı ve rectum'un lateral yüzünü örten kas grubunun lateral'inde
önce caudodorsal yönde daha sonra caudoventral'e kıvrılarak canalis analis'in
yan duvarına ulaştığı görüldü. Venanın seyri sırasında üzerinde bulunduğu kas
grubundan venöz dallar aldığı ve sonlanmadan önce gll. preputiales'in venöz
kanını taşıyan caudal venöz dal ile anastomoz yaptığı ve regio perinei'nin deri
ve fascia'sında sonlandığı tespit edildi.
V. rectalis caudalis, v. pudenda interna'dan çıktıktan
sonra v. perinealis ventralis'in medial'inde rectum'un yan duvarına yaslanmış
olarak caudal yönde seyrettiği ve gll. anales ile perineum'da sonlandığı
belirlendi.
V. penis, v. pudenda interna'nın urethra ve pelvis tabanı
arasında şekillendirdiği venöz ağdan orijin aldığı ve ventral yönde corpus penis'e
doğru ilerleyerek, crus penis üzerinde v. pudenda externa ile anastomoz yaptığı
görüldü. İki crus penis'in corpus penis'i oluşturmak üzere birleştiği düzeyde
v. penis'den caudal yönde, gll. preputiales'in venöz kanını toplayan bir dalın
ayrıldığı saptandı Bu dalın, gl. preputialis'in üzerinde, ventral yönde bezin
cranial ve caudal'ini drene eden ayrı ayrı iki dalı da alarak canalis analis ve
kuyruk kökünün medial'inden dorsal'e kıvrıldığı ve v. caudalis lateralis ile
birleştiği tespit edildi. V. penis, tüm bu dalları verdikten sonra penis
üzerinde v. dorsalis penis adı ile tanımlandı. V. dorsalis penis'in, corpus
penis üzerinde tunica albuginea'yı delerek corpus cavernosum penis içerisine
giren v. profunda penis'i verdiği tespit edildi.
V. clitoridis’in, v. pudenda interna'nın urethra ve
pelvis tabanı arasında şekillendirdiği venöz ağdan orijin aldığı ve erkekteki
karşılığı olan v. penis'e göre daima daha zayıf olduğu belirlendi. Venanın,
vagina'nın ventrolateral'inde v. pudenda externa ile anastomoz yaptıktan sonra
caudal yönde ilerleyerek ilk önce v. bulbi vestibuli'yi verdiği, daha sonra 4-5
adet ince dal ile preputium clitoridis'in venöz kanını topladığı ve daha sonra
corpus cavernosum clitoridis'e katılan v. profunda clitoridis'i verdiği tespit
edildi (Şekil 2). V. bulbi vestibuli'nin, vestibulum vagina'da saç örgüsü
benzeri venöz bir ağ meydana getirdiği saptandı.
V. ischiadica'nın v. pudenda interna'yı verdikten sonra
laterodistal'e kıvrıldığı noktada v. caudalis latera-lis'i verdiği ve bu
venanın vertebrae caudales'in late-ral'inde caudal yönde kuyruk ucuna kadar
devam ederek, orijininden yaklaşık
V. ischiadica ile v. saphena lateralis'in
sınırını, tibia'nın alt üçte birinde r. anastomoticus cum vena sap-hena
mediali'nin verdiği ve v. ischiadica'nın ventral yöndeki devamının v. saphana
lateralis olduğu tanımlandı (Şekil 1). V. saphena lateralis'in daha sonra m.
semiten-dinosus ve m. biceps femoris arasında distal yönde seyrettiği,
tibia'nın ortası hizasında m. gastrocnemius lateralis'in lateral yüzü üzerinde
deri altında yüzlek olarak bulunduğu ve seyri sırasında ilgili kaslardan ve
bölge derisinden bireylere göre orijini ve sayısı çok farklı olan ince venöz
dallar aldığı saptandı. V. caudalis femoris'in tüm tavşanlarda bu bölgede v.
saphena lateralis'e katıldığı ve venanın daha sonra r. cranialis ve r.
caudalis'e ayrılarak sonlandığı tespit edildi (Şekil 3). R. cranialis'in v.
dorsalis pedis'i verdikten sonra metatarsus III'ün ortası düzeyinde vv.
digitales dorsales II, III ve IV'ü vererek metatarsus ve phalanx'ların dorsal
kesiminin yüzlek kanını topladığı saptandı. R. Caudalis ise r. cranialis'e göre
daha ince bir dal olarak tendo calcanei communis'in lateral yüzünde distal
yönde ilerlediği ve yaklaşık

Tartışma ve Sonuç
Vücudun en kalın toplar damarlarından biri olan v. cava
caudalis'in tüm evcil memelilerde son lumbal vertebra hizasında iki v. iliaca
communis'in birleşmesi ile oluştuğu bildirilmektedir (1, 4, 10, 11). Tavşanda
v. cava caudalis'in v. iliaca externa dextra ve v. iliaca externa sinistra'yı
verdikten sonra v. iliaca interna communis adı ile sacrum'un ventral'inde tek
kök halinde caudal yönde seyrettiği ifade edilmektedir (2, 8). McLaughlin ve
Chiasson (9) ise tavşanda diğer evcil memelilerde olduğu gibi v. cava
caudalis'in v. iliaca interna ve v. iliaca externa tarafından şekillenen iki v.
iliaca communis'in birleşmesi ile oluştuğunu belirtmektedir. Çalışmadaki tüm
olgularda v. cava caudalis'in, 7. lumbal vertebra'nın ventral'inde caudal yönde
v.iliaca externa dextra ve v. iliaca externa sinistra'yı verdikten sonra v.
iliaca interna communis'i tanımlayan, v. iliaca interna dextra ve v. iliaca
interna sinistra'nın ortak kökü olarak sacrum'un ventral'inde ve caudal yönde
devam ettiği gözlenmiştir.
V. iliaca interna communis, tavşanda v. iliaca interna
dextra ve sinistra'nın ortak kökü olarak tanımlanmaktadır (2, 8). Araştırmada
7. vertebra lumbalis hizasında v. iliaca externa dextra ve sinistra ayrıldıktan
sonra v. cava caudalis'in devamı, literatürde bildirildiği gibi v. iliaca
interna communis olarak adlandırıldı.
V. iliaca interna'nın evcil memelilerde (4, 11), ratta
(5) ve tavşanda (9) v. iliaca externa ile birleşerek v. iliaca communis'i
şekillendirdiği belirtilmektedir. Craige (2), McLaughlin ve Chiasson (8) ise
tavşanda v. iliaca interna dextra ve sinistra'nın birleşerek v. iliaca interna
communis'i meydana getirdiğini bildirmişlerdir. Yapılan çalışmada Craige (2) ve
McLaughlin ve Chiasson (8)'un ifadeleri ile benzer bulgular saptanmıştır.
Tavşanda v. obturatoria'nın Craige (2)'in belirttiği gibi
v. iliaca interna'dan çıktığı belirlenmiştir. Ratta çalışılan iki örnekte v.
obturatoria'nın, v. circumflexa femo-ris medialis ile anastomoz yaptığı
bildirilmektedir (5). Yapılan çalışmada v. obturatoria'nın v. profunda femo-ris'den
ayrılan bir dal ile anastomoz yaptığı gözlenmiştir.
V. vaginalis'in tavşanda Popesko ve ark. (12)'nın
belirttiği gibi v. iliaca interna'dan çıktığı ve vagina'nın yan duvarı boyunca
plexus venosus vaginae'yi şekillendirdiği görülmüştür. Çimen (3) insanda plexus
venosus vaginae'nin plexus venosus rectalis, plexus venosus vesicalis ve plexus
venosus uterinus ile birleştiğini ifade etmektedir. Yapılan çalışmada ise v.
vaginalis'in, vagina'nın yan duvarında caudal yönde v. pudenda interna'nın
urethra ve pelvis boşluğu tabanı arasında şekillendirdiği plexus ile
birleştiği, cranial yönde ise v. vesicalis caudalis'in plexus venosus
vaginae'ye katıldığı tespit edilmiştir.
Ratta prostata'nın, vesica urinaria'nın basal'ini çevreleyen
geniş sirküler bir anastomoz tarafından drene edildiği, bu anastomozdan çıkan
düz venaların v. prostatica olarak tanımlandığı ve sirküler anastomozun v.
iliaca interna'ya açıldığı belirtilmektedir (6, 7). Araştırma sonucunda v.
prostatica'nın v. iliaca interna'dan çıktığı ve rat için yapılan tanımlamalara
benzer olarak vesica urinaria'nın alt bölümünde venöz bir plexus
şekillendirdiği belirlendi. Ayrıca prostata'yı saran bu plexus'tan cranial
yönde ayrılan iki dalın vesicula seminalis'e, caudal yönde ayrılan iki dalın
ise gl. bulbourethralis ve urethra'nın pelvinal kesimine dağıldığı
saptanmıştır.
V. ischiadica'nın os ischii'nin dorsal kenarında v.
iliaca interna'dan çıktığı bildirilmektedir (2). V. caudalis lateralis ve v.
pudenda interna'nın v. ischiadica'dan ayrıldığı (2) ve damarın distal
uzantısının v. saphena lateralis adını aldığı (13) ifade edilmektedir. Yapılan
çalışmada v. iliaca interna'nın v. obturatoria'yı verdikten sonra inc.
ischiadica major yolu ile cavum pelvis'ten çıktığı belirlenmiştir. V. iliaca
interna'nın cavum pelvis dışındaki devamı v. ischiadica olarak tanımlanmıştır.
V. ischiadi-ca'nın Craige (2)'in bildirdiğine benzer olarak v. pudenda interna
ve v. caudalis lateralis'i verdiği tespit edilmiştir. Ayrıca v. glutea
cranialis ve v. glutea caudalis'in v. ischiadica'dan çıktığı
saptanmıştır.
Ratta v. pudenda interna'nın, urethra'nın ventral yüzü
ile symphisis pubis'in iç yüzü arasında şekillenen ve pudendal plexus olarak tanımlanan
venöz halkadan orijin alarak v. iliaca communis'e açıldığı ifade edilmektedir
(5). Yapılan çalışmada v. pudenda interna'nın Craige (2)'in tanımlamasına uygun
olarak v. ischiadica'dan çıktığı saptanmıştır. Venanın, inc. ischiadica
minor'dan cavum pelvis'e girdiği, v. rectalis caudalis ve v. perinealis
ventralis'i verdiği belirlenmiştir. Damarın yapısal devamının Greene (5)'in
ratta tanımladığı pudendal plexus benzeri, urethra ve pelvis boşluğu tabanı
arasında venöz bir plexus meydana getirdiği tespit edilmiştir. Greene (5)
pudendal plexus'tan erkek ratta v. dorsalis penis'in, dişi ratta ise v.
dorsalis clitoridis'in çıktığını ifade etmektedir. Tavşanda tanımlanan
plexus'tan, Greene (5)'in ratta bildirdiğine benzer olarak erkekte v. penis'in,
dişide v. clitoridis'in
çıktığı belirlenmiştir.
Tavşanda v. saphena lateralis'in, v. ischiadica'nın
distal yöndeki devamı olduğu ve bu iki damarın sınırını, v. saphena lateralis
ile v. saphena medialis'i birleştiren anastomotik dalın verdiği bildirilmiştir
(13). Craige (2) ise aynı venayı v. tibialis cranialis olarak adlandırmıştır.
Yapılan çalışmada Tanaka ve ark. (13)'nın belirttiği gibi v. ischiadica'nın
distal devamı v. saphena lateralis olarak tanımlanmış ve venanın m. gastrocnemius'un
lateral'inde r. cranialis ve r. caudalis'e ayrılarak sonlandığı tespit
edilmiştir.
Tanaka ve ark. (13), çalışmalarında v. saphena lateralis
ile v. saphena medialis arasında uzanan bir anastomotik dalın bulunduğunu bildirmiş,
ancak bu dalı isimlendirmemişlerdir. Popesko ve ark. (12) tavşanda bu dalı r.
anastomoticus cum v. saphena mediali olarak adlandırmıştır. Evcil memelilerde
v. saphena lateralis'in r. cranialis'i, r. anastomoticus cum v. saphena mediali
yoluyla v. saphena medialis ile ilişkilidir (11). Yapılan çalışmada r.
anastomoticus cum v. saphena mediali'nin, v. saphena lateralis'den çıkarak
mediodistal yönde seyrettiği ve v. saphena medialis'e bağlanarak sonlandığı saptanmıştır.
Sonuç olarak, tavşanda v. cava caudalis'in evcil memelilerden
farklı olarak v. iliaca externa dexter ve sinister'i verdiği ve damarın yapısal
devamının v. iliaca interna communis adını aldığı belirlenmiştir. V. iliaca
interna communis'in v. iliaca interna dexter ve sinister'e ayrıldığı saptanmıştır.
V. iliaca interna'nın sadece pelvis boşluğu duvarı ile pelvis bölgesindeki
organların venöz kanını toplamadığı, v. ischiadica ve dalları yardımıyla arka
bacağın yüzlek venöz kanını da taşıdığı tespit edilmiştir.
Kaynaklar
1. Biel M (1966): Arterien und Venen der Beckengliedmasse der
Katze. Inaugural-Dissertation. Aus dem Anatomischen Institut der
Tieraerztlichen Hochschule, Hannover.
2. Craige EH
(1969): Practical Anatomy of the Rabbit.
University of Toronto Press, 8th Ed. Toronto, 245-287.
3. Çimen A (1996):
Anatomi. Uludağ Üniversitesi
Güçlendirme Vakfı Yayınları, 6. Baskı, 295-299.
4. Dursun N (1995):
Veteriner Anatomi II. Ankara. Medisan
Yayınevi, 265-286.
5. Greene EC
(1963): Anatomy of the Rat. Hafner
Publishing Company. New York and London, 226-235.
6. Hebel R, Stromberg, MW (1986): Anatomy and Embryology of
the Laboratory Rat. BioMed Verlag Wörthsee, Wörthsee-Germany, 112-113.
7. Levis MH, Moffat DB (1975): The venous drainage of the
accessory reproductive organs of the rat with special reference to prostatic
metabolism. J Reprod Fertil, 42,
497-502.
8. McLaughlin CA, Chiasson RB (1979): Laboratory
Anatomy of the Rabbit. Wm. C. Brown Company Publisher, 2th Ed.,
46-51.
9. McLaughlin CA, Chiasson RB (1990): Laboratory
Anatomy of the Rabbit. Wm. C. Brown Company Publisher, 8th Ed.,
77-78.
Ankara Üniv Vet Fak Derg, 52, 143-148, 2005
Türkiye’de yetiştirilen safkan Arap atlarında anne,
baba ve yavruya ait alyuvar katalaz, karbonik anhidraz ile plazma proteaz
inhibitör enzim sistemlerinin elektroforetik olarak incelenmesi *
Devrim SARIPINAR1,
Nesrin SULU2
1Mustafa Kemal Üniversitesi, Veteriner
Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı, Hatay; 2Ankara Üniversitesi
Veteriner Fakültesi,
Fizyoloji Anabilim Dalı, Ankara
Özet: Bu
araştırmada, 254 safkan Arap atında katalaz ve karbonik anhidraz enzim
sistemleri ve 112 safkan Arap atında proteaz inhibitör enzim sistemi
incelenmiştir. Araştırmanın yürütüldüğü Arap atlarında; katalaz enzim sistemine
ait SS ve FS fenotipleri, karbonik anhidraza ait, EI, FI, II ve IL fenotipleri
ile proteaz inhibitör enzim sistemine ait, FF, FG, FL, FS2, FU, FZ,
GP, GQ, GR, GS1, GS2, GU, GZ, HL, HU, LL, LP, LS1,
LZ, PS1, PU, PZ, S1S1, S1U, S1Z,
S2U, S2Z, UU, UZ ve ZZ fenotipleri tespit edilmiştir. Bulgular
sonucunda, en sık görülen fenotiplerin, katalaz enzim sisteminde % 63 oranında
FS; karbonik anhidraz enzim sisteminde % 91.73 oranında II, proteaz inhibitör
enzim sisteminde ise %16.07 oranında FU fenotipleri olduğu belirlendi. Bu üç
sistem gen frekansları yönünden incelendiğinde; katalaz enzim sisteminde en
yüksek gen frekansının S genine (0.69), karbonik anhidraz enzim sisteminde I
genine (0.959) ve proteaz inhibitör enzim sisteminde U genine (0.357) ait
olduğu tespit edilmiştir.
The electrophoretic investigation of erythrocyte catalase, carbonic
anhydrase and plasma protease inhibitor enzyme systems belong to dam, sire and
offspring in the purebred Arabian horses in Turkey
Summary: In this study was
examined catalase and carbonic anhydrase enzyme systems in 254 and proteas
inhibitor enzyme system in 112 purebred Arabian horses. SS and FS phenotypes
which belong to catalase enzyme system, EI, FI, II, IL phenotypes which belong
to carbonic anhydrase enzyme system and FF, FG, FL, FS2, FU, FZ, GP,
GQ, GR, GS1, GS2, GU, GZ, HL, HU, LL, LP, LS1,
LZ, PS1, PU, PZ, S1S1, S1U, S1Z,
S2U, S2Z, UU, UZ, ZZ phenotypes which belong to Pi were
detected in Arabian horses that used in this study. The data of this study
showed that the most commanly seen phenotypes in catalase enzyme systems were
FS %
Key words:
Arabian horse, electrophoresis, carbonic anhydrase, catalase, protease
inhibitor enzyme system.
Günümüze
kadar olan tarihi gelişim süreci içerisinde atın kullanım alanı değişmiş,
özellikle yarış atı olarak kullanımı yaygınlaşmıştır. Safkan at
yetiştiriciliğinde, kan hatlarının korunması, iyileştirilmesi ve hastalıklara
dayanıklı, yüksek nitelikli yeni nesillerin oluşturulması yönünde yapılan
çalışmalarda pedigri kontrolü oldukça önemli yer tutmaktadır.
![]()
![]()
Yeni doğan safkan
bir tayın pedigri alabilmesi için eşkal ve anne baba (parentaj) tespiti
yapılmalıdır. Soy testinde (parentaj), kan grubu sistemleri ile alyuvar ve
plazma proteinlerinin genetik polimorfizminin birlikte değerlendirilmesi
zorunludur. Uluslararası Hayvan Genetiği Derneği (ISAG) bugün için atlarda kan
gruplarının yanı sıra, elektroforetik olarak polimorfik yapı gösteren 16 sistem
ve bunlara ait 73 alelin varlığını bildirmektedir (6). Uluslararası Hayvan
Genetiği Derneği tarafından kabul edilen alyuvar protein ve enzim sistemleri
ile serum protein sistemlerine ait en fazla alelin belirlenmesiyle ebeveyn
testinde hata payı en aza indirilmektedir (22).
CAT sembolü ile
gösterilen alyuvar katalaz lokusuna ait çalışmalar, atlarda ilk olarak Kelly ve
ark. (16) tarafından gerçekleştirilmiştir. Thoroughbred, Shetland ve Quarter
atlarda, iki kodominant alel ile kontrol edilen üç fenotipin varlığı tespit
edilmiştir. Schleger ve ark. (24), Avusturya atlarında yaptıkları çalışmada
benzer sonuçlar elde etmişlerdir. Bowling ve ark. (4), 27 evcil ve yedi vahşi
at ırkında, Kelly ve ark’nın (16) elde ettiği sonuçlara benzer şekilde iki
kodominant alel ile kontrol edilen üç fenotip bulunduğunu bildirmişlerdir.
Yapılan bu çalışmalarda en sık rastlanılan ortak alelin CAT S olduğu belirtilmiştir.
Atlarda anne baba
kontrolünde incelenen ve alyuvarlarda
bulunan diğer bir enzim de karbonik anhidrazdır. Lokus sembolü CA olarak
gösterilen karbonik anhidraz polimorfizmi, atlarda ilk olarak Sandberg (21)
tarafından İsveç atlarında incelenmiş ve beş kodominant (eş baskın) alel tespit
edilmiştir. Deutsch ve ark. (7), Japon çiftlik atlarında yaptıkları çalışmada,
Sandberg’in (21) bildirdiğine benzer sonuçlar elde etmişlerdir. Bowling ve ark
(4), atlarda bu lokusta altı alel görülmesine rağmen, CA I alelinin en sık ve
ortak görülen alel olduğunu bildirmişlerdir. Uluslararası Hayvan Genetiği
Derneği’nin (ISAG) 1981, 1983 ve 1985 yıllarındaki raporlarında altı karbonik
anhidraz varyantı olduğu bildirilmiştir. Yeni varyant, alkali nişasta jelde görülen
CA F’in alt grubudur. Asit ortamda iki varyanttan anoda daha yakın olanı CA E
olarak adlandırılmıştır (4).
Lokus sembolü Pr ya da Pi
olarak gösterilen proteaz inhibitör sistem, bilinen diğer adıyla prealbümin,
Uluslararası Hayvan Genetiği Derneği (ISAG) tarafından pedigri kayıtlarında,
parentaj doğrulanması amacıyla elektroforetik olarak incelenmesi kabul edilen
en önemli genetik işaretleyicilerdendir (6). Günümüzde tespit edilen 18 aleli
ve 0.570 olarak hesaplanan parentaj testinde hatalı pedigrilerin ortaya
çıkarılabilme olasılığı (PE) değeri ile pedigri kontrolünde kullanılan
en önemli polimorfik sistemdir (2). Atlarda ilk olarak Gahne (10) tarafından
incelenen bu lokusta F, I, L, S olmak üzere dört eş baskın alel tespit
edilmiştir. At ırkları ve yaşadıkları bölgelerde yapılan çalışmalarda (5, 17,
20, 25) ilgili lokusa ait genlerin görülme sıklıkları belirlenmiştir.
Bell ve ark. (2), 18
alelin oluşturduğu 98 fenotip tespit ettiklerini bildirmişlerdir. Kaminski ve
Cara Andreas (14), Andalosian ırkı atlarda dokuz alel tespit ettiklerini
bildirmişlerdir. Bugüne kadar 25’den fazla aleli bildirilen bu proteine ait
alellerinin görülümünün nadir olduğu bildirilmektedir (19).
Bu araştırma ile, Türkiye’de
safkanlık tespiti ve pedigri verilmesi sırasında, kan muayenesinde incelenen
enzim ve proteinlere, katalaz, karbonik anhidraz ve proteaz inhibitör sistemin
de dahil edilmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, safkanlık tespiti sırasında kan
muayenesinde incelenen enzim ve proteinlerin çeşitliliğinin artırılmasının yanı
sıra, anne ve baba doğruluk yüzdesinin artırılması yönünden de önem taşımaktadır.
Bu çalışma doğrultusunda incelenen lokuslara ait gen frekanslarının
hesaplanması ile başarılı ıslah çalışmaları yapılması mümkün olabilecektir.
Materyal ve Metot
Araştırmada, katalaz ve
karbonik anhidraz polimorfizminin incelenmesi amacıyla, Tarım ve Köy İşleri
Bakanlığı’na bağlı Mahmudiye (Anadolu) Tarım İşletmesi ile diğer tarım işletmelerinde
yetiştirilen 99 anne, 16 baba ve 139 yavru safkan Arap atına ait kan örnekleri
kullanılmıştır. Proteaz inhibitör polimorfiz-minin incelenmesi amacıyla Tarım
ve Köy İşleri Bakanlığı’na bağlı Mahmudiye (Anadolu) Tarım İşletmesi’nde
yetiştirilen 51 anne, 10 baba ve 51 yavru safkan Arap atına ait kan örnekleri
kullanılmıştır. Kan örnekleri, hayvanların V. jugularis’lerinden antikoagülanlı
(sodyum-sitrat) vacutainer tüplere 10 ml alınmıştır. Kanlar, plazma proteaz inhibitör
polimorfizminin incelenmesi amacıyla plazma, alyuvarlarda bulunan katalaz ve
karbonik anhidraz enzim sistemlerinin incelenmesi amacıyla da hemolizat
hazırlanarak kullanılmıştır. Plazmalar 3000 rpm’de santrifüj edilerek ayrılmış
ve plazması ayrılan kan örneklerinin üç kez yıkanması ile elde edilen
alyuvarlar kullanılacakları zamana kadar –20 °C’de saklanmıştır. Elektroforezde dondurup çözdürme yoluyla elde
edilen hemolizatlar kullanılmıştır.
Araştırmada, katalaz ve
karbonik anhidraz enzimlerinin incelenmesi amacıyla kullanılan izoelektrik
fokus-lama yöntemi, Bowling ve ark.’nın (4) kullandığı yöntem modifiye edilerek
uygulanmıştır. İzoelektrik fokuslama için Pharmacia Biotech Multiphor II
izoelektrik fokus-lama ünitesi kullanılmıştır. Jeller % 0.5’lik CBB G250 ile
boyanmış ve boyanın fazlası giderilmiştir (Metanol, distile su, asetik asit,
9:9:2).
Proteaz inhibitör
polimorfizminin incelenmesi amacıyla Pollit ve Bell’in (20) kullandığı yöntem
ile Henney ve ark.’nın (12) kullandığı poliakrilamid jel elektroforez
yöntemleri birleştirilip modifiye edilerek kullanılmıştır. Elektroforez sonunda
bazı jeller Periodik asit-Schiff boyama tekniği (15) ile bazı jeller ise CBB
boyama tekniği ile (13) boyanmıştır. Dekolarizasyon işlemi ilgili
literatürlerde bildirildiği gibi gerçekleştirilmiştir. Bantlar, Avustralya
Queensland Üniversitesinden Prof. Dr. Tom BROAD tarafından değerlendirilmiştir.
Katalaz, karbonik anhidraz ve proteaz
inhibitör sistemine ait gen frekanslarının hesaplanmasında direkt sayım yöntemi
(6), beklenen gen frekanslarının hesaplanmasında da Düzgüneş ve ark.’nın (9)
bildirdiği formüller kullanılmıştır. Genetik denge testleri; katalaz ve proteaz
inhibitör enzim sistemi için ki-karetesti (X2), karbonik anhidraz
için ise G istatistiği kullanılarak yapılmıştır (9, 11).
Bulgular
Araştırmada, alyuvar katalazına ait F ve S
genleri ile bu iki genin oluşturduğu SS ve FS fenotipleri gözlemlenirken FF
fenotipine rastlanılmamıştır. SS fenotipinin, hemoglobin bantlarının önünde
katota yakın yer alan 5 banttan oluştuğu gözlenmiştir. Heterezigot FS
fenotipinin net olarak ayrılmamakla birlikte, homozigot katalaz SS bantlarıyla
aynı hizadan başlayarak anoda doğru ilerleyen çok sayıda banttan oluştuğu belirlenmiştir.
Tablo 1:Katalaz ve
karbonik anhidraz enzim sistemlerine ait gen frekansları ile % dağılımları
Table 1:Gene
frequencies and distributions (%) for catalase and carbonic anhydrase enzyme
systems
|
Sistem |
Alel |
Gen frekansı |
Fenotip |
N |
% Dağılımı |
|
CAT |
F |
0.31±0.021 |
FS |
160 |
63 |
|
|
S |
0.69±0.021 |
SS |
94 |
37 |
|
CA |
E |
0.006±0.003 |
EI |
3 |
1.18 |
|
|
F |
0.022±0.007 |
FI |
11 |
4.33 |
|
|
I |
0.959±0.009 |
II |
233 |
91.73 |
|
|
L |
0.014±0.005 |
IL |
7 |
2.76 |
|
Toplam |
|
1 |
|
|